Atatürk'ün Ekonomik Açıdan Tam Bağımsız Büyük Türkiye Projesi
Yeni Türkiye Devlet Temellerini Süngü İle Değil, Süngünün Dahi Dayandığı İktisadıyla Kurtaracaktır.
Dr. Tahir Tamer Kumkale'yi, bu yapıtı yarattığı ve gelecek kuşakların yararına sunduğu için kutlamak istiyorum.
Büyük Atatürk'ün ekonomik görüş ve uygulamaları ölümünden sonraki uzun yıllar boyunca araştırma konusu yapılmamış ve Türk kamuoyu ile dünya yazarlarının ilgisini çekmemiştir. Bu ilgisizliğin temelinde, O'ndan sonra gelenlerin bu görüş ve uygulamalar üzerinde durma gereği duymamalarının ve birçoklarının da bu görüş ve uygulamaların önemini anlayamamış olmalarının büyük payı vardır.
Dr. Kumkale, bu alandaki bir büyük boşluğu doldurmak ve Atatürk'ün ekonomik alanlarda da büyük bir devrimi gerçekleştirmiş olması gerçeğini dünya'ya anlatmak açısından büyük bir hizmeti yerine getirmiştir. Gerçekten Atatürk'ün bu “Ekonomik Devrimi“ Cumhuriyetin kurulması, laiklik, hukuk, dil tarih, giyim, harfler gibi alanlardakilere eşdeğer önemde ve büyüklüktedir. Bu ekonomik devrim ve uygulaması olmasa, Atatürk'ün tüm öteki devrimlerinin uygulamaya konmasında ve sonuç almada büyük güçlüklerle karşılaşmış olacağı şimdi çok daha iyi görülebilmektedir.
Yanmış, yıkılmış ve son üç savaşta yenilmiş bir millet ile bu büyük devrimleri yapabilmenin, ancak ekonomik alt yapıda gelir ve kaynak yaratabilmeye bağlı olduğunu Birinci Dünya Savaşı sonrasının sisleri içinde görebilmiş büyük önderimizin uygulamaları, zamanın ekonomik düşün alanına da katkılar yapacak yenilikler taşımaktadır. Milletçe kalkınmayı milletinin hasletlerine uygun bir ekonomik plâna bağlama becerisini gösteren büyük önder ve arkadaşlarına, bu nedenle de binlerce şükran borçluyuz.
Dr. Tahir Tamer Kumkale'yi bu önemli katkısı nedeniyle kutlar, başarılarının sürmesini dilerim.
Prof. Dr. Mustafa A. Aysan
Radikal Gazetesi
Alarko Holding Finansbank Yön. Kur. Üyesi Imf'siz,Dünya Bankasız,Borçsuz,Ekonomik Olarak Tam Bağımsız, Ve Dünyada Söz Sahibi Büyük Bir Türkiye İçin
Tek Çare Büyük Dahi'nin Türk Gençliğine Miras Bıraktığı
Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi'nde

Ben artan borç yükü altında giderek iflasa sürüklenen Türk ekonomisinin ayağa kaldırılması ve kısa sürede dünyanın güçlü ekonomilerinden biri haline gelmesi için derhal Atatürk'ün ekonomik görüş ve uygulamalarına dönülmesini öneriyorum. Cumhuriyet tarihimizin bu en başarılı döneminin bugünümüze de ışık tutacağına inanıyorum.
Atatürk'ün ekonomik görüş ve uygulamalarının Türk ekonomik yaşamında şok tedavi meydana getireceğini ve bizi çöküşten çıkartacağını iddia ediyorum.
Enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesi, faizlerin indirilmesi, paradan altı sıfır atılması elbette hepimizi sevindiriyor ama sevinemediklerimiz çok daha fazla.
İç ve dış borç miktarının artması ile birlikte IMF ve Dünya Bankasının kıskacı daralıyor. Ekonomi yönetiminden tamamen devreden çıktığımız gerçek.. Peki, nereye ve ne zamana kadar bu teslimiyet sürecek. İşte bu bilinmiyor.
2006 yılında ithalat ve ihracatımız arasındaki açık tarihi bir rekor kırarak 50 milyar doları aşıyor. Ama ne yazık ki bu rakam açığı gösteriyor.
Bütün olumsuzluklara rağmen çok iyi bir göstergemiz var. Borsamız rekora (!) doymuyor. Hisse senetleri prim yapıyor.
Piyasada her çeşit mal var. Dükkânlar her türlü ihtiyaç malının bin bir çeşidi ile ağzına kadar dolu. Hiçbir malın sıkıntısı çekilmiyor. Alışveriş merkezleri hıncahınç doludur. Satıcı çok, fakat alıcı yoktur..
Enflasyon düşüşü ile emlak fiyatlarını tutmak mümkün değil.. Ülkemin insanları için isteyene dağ başında, isteyene ormanda, isteyene deniz ve göl kıyısında muhteşem villalar yapılıyor. En düşüğü beş yüz bin dolar olan bu ultra lüks malikâneler daha maket halinde iken kapanın elinde kalıyor.
Sayıları giderek artan yeni zenginlerimiz dünyanın gözde tatil merkezlerinde harcadıkları olağanüstü meblağlar yüzünden el üstünde tutuluyor.
Büyük kentlerimiz dış görünümleri ile Avrupai bir şekle bürünüyor. Her köşe başında 25-30 katlı gökdelenler (içleri boş olsa da) yükseliyor.
Küresel güçlerin dünyayı kontrol etmek ve küresel şirketlerin ülkelerden alacağını son kuruşuna kadar tahsil etmek amacıyla oluşturulan Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi kuruluşların bugün tam yetkiyle etkin olarak çalıştığı tek ülke biz kaldık. Oysa Lozan ile bütün kapitülasyonlar tarihe gömülmüştü. Ve biz Osmanlının borçlarını öderken müthiş bir kalkınma hamlesi yaratmıştık.
Ekonomi yetkililerimizin çizdikleri tozpembe tablolar ve verilen rakamlar gerçekten müthiş bir iyileşmeyi işaret ediyormuş.! Bunlara göre, ekonomimiz bütün dünyaya örnek olabilecek muhteşem bir başarı gösteriyormuş!..Görünen manzara bu.. Ama gerçek bu mu? Tabi ki değil. O halde gerçek ne?
Üretemeyen tarım kesimi gayri memnundur.
Satamayan esnaf ve küçük imalatçı gayri memnundur.
Geçinemeyen işçi ve memur gayri memnundur.
Emekli gayri memnundur.
30 yaşında hâlâ baba evinde oturan diplomalı işsizler gayri memnundur.
Cumhuriyet döneminde oluşturduğumuz milli sanayimizin dev kuruluşları yerli sermaye sahipleri plânlı olarak yok edildiğinden küresel odaklarca yok pahasına satın alınmaktadır. Yani özelleştirme adıyla KİT'ler yabancılara devredilmektedir.
Makro ekonomi göstergeleri ve rakamlar ne kadar abartılı olursa olsun Türk toplumunun önemli bir kesimi açlık sınırında yaşam mücadelesi vermektedir.
Merkez Bankası'na göre sıcak para 85 milyar dolara ulaşmıştır. Sıcak paranın çeşitli riskler yüzünden yurtdışına kaçması durumunda, ekonomik bunalımların olacağı unutulmamalıdır.
İşsizlik oranı yüzde 11 seviyesine ulaşmıştır. Uygulanan IMF politikaları ile ekonominin sosyal yönü göz ardı edilmiş ve işsizlik artma eğilimine girmiştir..
Vergi gelirleri içinde dolaylı vergiler artmıştır. Dolaylı vergiler vergi adaletini menfi etkilemektedir. Çünkü bu sistemde az ile çok kazanan aynı vergiyi ödemektedir.
Ekonominin ve vergi sisteminin en önemli sorunu kayıt dışı ekonomi'dir. Kayıt altına alınamayan ekonomi yüzünden yıllık vergi geliri kaybı 75 milyar dolardır. Bazılarına göre ülkemizde ekonominin kayıt dışılık oranı %80'lere ulaşmıştır.

Bilindiği gibi kayıt dışı ekonomi; toplam vergide düşüklüğe ve vergi gelirlerinde yetersizliğe yol açmaktadır. Bu şekilde bütçe açıklarının kapatılması için yüksek faizle borç almaktan başka çare kalmamaktadır. Borçlar artmakta ve ekonomi yönetimini içinden çıkılmaz bir hale sürüklemektedir. Bunun sonucunda da devlet bütçemizin yönetimi milli kuruluşlarımızdan alınmış, küresel güçlerin kontrolündeki IMF ve Dünya Bankası yönetimine verilmiştir.
Sağlıklı bir çözüm için mevcut ekonomik sistemlerden istifade edilmesi yeterli olamamıştır. Dolayısı ile bize uyan yeni ve uygulanabilir, insanlarımızın karakterine uygun, milletin istek ve beklentilerini karşılayan ve bizim yapabilme kabiliyetimiz dâhilinde milli politikalar tespit edip uygulamamız gerekmektedir.
İşte tam bu noktada hemen kullanabileceğimiz her yönü ile denenmiş ve başarılı olduğu ispatlanmış tamamen milli bir ekonomik sistemimiz olduğunun farkına varmamız gerekmektedir. Bu sistem, Atatürk'ün 1923-1938 arasında ortaya koyup fiilen tatbik ettiği ve başarısını kanıtlamış bir sistemdir. Bulunulan çıkmazdan kurtulmak için bu Atatürk'ün ekonomik görüş ve düşüncelerinin yeniden ve mutlaka uygulanması gerekmektedir.
Bazı aklıevvel, aydın geçinen makam ve mevki sahibi kişilerin sadece 69 yıl önce yürürlükte olup başarısını kanıtlamış olan Atatürk'ün ekonomik görüş ve uygulamalarını; “çağdışı ve devrini tamamlamış olarak ve sadece o günün şartlarında kullanabilen şeylerdi“ şeklinde ifade etmelerine isyan ediyorum.
Oysa bunların kabul ettiği ve halen uygulayarak bizi bugünkü açmazlara sürükleyen Kapitalizmin yaşı 230 'dur. Bu sistemin fikir babası Adam Smith içinde yaşadığı İngiliz toplumunun istek ve ihtiyaçlarına göre bir sistem düşünmüştür. Atatürk dönemini tarihte kalmış diye aşağılayan bu gafiller, Kapitalizmi çağdaş olarak ifade etmekle Atatürk'e ve Türk milletine büyük haksızlık yapmaktadırlar.
Şurası muhakkak ki Türk ekonomisini düzlüğe çıkartacak olanlar ithal prensler, IMF politikaları veya günümüzün modern sömürgecileri olarak görülen küresel ekonomik uygulamalar değildir.
Çare; bizdedir ve Türk milletindedir.
Çare; Atatürk'ün ekonomik fikir, düşünce ve uygulamalarındadır. Çare; Sevr'i kırıp, Lozan'ı başaran beyinlerdedir.
1986 yılında Ankara Ü. Türk İnkilap Tarihi Enstitüsü doktora programını “Atatürk'ün Ekonomik Görüşleri “ konulu tez ile tamamladım. Bugüne kadar her platformda Atatürk'ün ekonomik görüşlerinin Türkiye ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için mucizevî bir şok tedavi olduğunu vurguladım.
Çünkü ben bu görüş ve uygulamaların ortaya çıkardığı başarılı neticeyi gördüm. Ortaya çıkan sonucu kendisinden sonra gelen yöneticilerin uygulamaları ile mukayese ettim. Göstergeler Atatürk'ün çok başarılı olduğunu kanıtlıyordu.
Atatürk'ün sıfırdan başlayarak kıt kaynaklarla elde ettiği başarıyı bugünkü yetişmiş insan gücü ve mevcut teknolojik gelişmişlik düzeyimiz ile karşılaştırdım. Sonunda bugün çok az bir gayretle mevcut sorunlarımızı çözeceğimize ve hem de da çok daha iyi şartlarda güçlü bir Türkiye yaratacağımıza inandım.
Hazırladığım 25 yıllık bir çalışmanın ürünü olan “Atatürk'ün Ekonomik Mucizesi“ kitabında Atatürk'ün en kuvvetli yanı olarak değerlendirdiğim ekonomik yanını detaylı açıklayarak yöneticilere yardımcı olmayı düşündüm.
Aslında, Atatürk'ü sadece arkasına sığınılacak bir isim gibi gören, yaptıklarından ders almayan ve uygulamalarını buna göre yapmamakta direnen yöneticilerden fazla bir şey beklemiyorum. Fakat halkımızın ve gençliğimizin bu fikirlere sahip çıkacağına, Atatürkçü düşünce'nin yayacağı ışığın bu karanlık günlerimizde yine milletimize rehber olacağına inanıyorum.
Atatürk'ün her yönü incelenmiştir. Fakat en kuvvetli olduğu ve en büyük başarıların kazanıldığı ekonomik görüş ve uygulamaları daima ikinci planda tutulmuştur. Ben bunun bilmeyerek değil, bilerek ve isteyerek küresel mimarların plânlı yönlendirmeleri doğrultusunda yapıldığına inanıyorum. Bu yapılanları Atatürk'ten sonra gelen yönetimlerin affedilmez bir hatası olarak görüyorum.
Gazi'nin başlattığı milli hamleler maalesef kendisinden sonra gelenler tarafından dikkate alınmamıştır. Ülkenin kalkınması için ithal ekonomik sistemler daha çok tercih edilmiştir. Sonuç ise daima hüsran olmuştur.
Gazi'yi; “O, bir üst yapı devrimcisidir. Alt yapı devrimlerini uygulamaya fırsat bulamamıştır. O her zaman bir aksiyon adamıydı. Fikir adamı değildi. Şartların gerektirdiği hususları mantığını kullanarak uyguladı“ diyerek küçümseyen sapık zihniyetlere karşı koyabilmek için O'nun ekonomik görüşlerini iyi bilmek gerekir.
1923 yılı başlarında Türkiye'nin; yolu, enerjisi, fabrikası, parası, kredi imkânları, işgücü, sanayi tesisleri, tecrübesi yoktu. Fakat istiklali, saygınlığı, inandığı bir lideri ve geleceğe karşı umutları vardı. 1938 yılı sonlarında yokların hepsi var edilmişti. Fakat kendisine bunları yoktan var eden Atatürk yoktu.
Atatürk; tamamen sıfırlanmış bir ekonomiden insan gücü, sermaye, bilgi, altyapı ve hiçbir dış destek olmadan ağır sanayi hamlesini başarmış ve planlı kalkınma dönemini başlatmıştır. Toplu iğneye muhtaç bir ekonomiden sıfır enflasyonlu, borçsuz, kendi tankını, topunu ve uçağını yapabilen, parası değerli, geleceğe güvenle bakan örnek bir Türkiye yaratmıştır.
Osmanlı'nın Düyun-u Umumiye yönetiminden kalan borçlarını da ödeyerek çağına göre büyük bir kalkınma hamlesi sağlanmıştır.
Atatürk'ün dünyanın bilinen ve uygulanan başlıca ekonomik sistemlerinin dışında Türk milletinin ihtiyaçlarına, istek ve arzularına, milletin kabiliyetlerine uygun olarak yarattığı ekonomik sistem ile geçen asrın en büyük ekonomik mucizesi meydana getirilmiştir.
Gazi tarafından geliştirilen ekonomik sistem; hürriyetleri koruyarak ekonomik gelişmede halkın ilgisini dinamik bir yaklaşım içinde değerlendiren ve diğer ekonomik sistemlerin aksaklıklarını giderici yönleri ile dolu yepyeni bir sistemdir. Ve tamamen Türk milli motifleriyle meydana getirilmiştir.
Küresel güçler Türkiye'nin sonunu getirmeden, kendi milli değerlerimiz ile Atatürk'ün bize ışık tutan fikir ve düşünceleri arasında en başarılısı olan ekonomik görüş ve uygulamalarını kendimize rehber edinip sahip çıkmak zorundayız.
Dün olduğu gibi bugünde ülkemizi tam bağımsız kılacak ve saygın dünya milletleri seviyesine ulaştıracak bu görüşleri acilen halkımıza mal etmeliyiz. Çünkü başka çıkış yolumuz kalmamıştır.
Pegasus yayınlarından çıkan “Atatürk'ün Ekonomik Mucizesi“ kitabında Atatürk'ün ekonomik görüş ve düşünceleri ile uygulamalarını, bu görüşlerin diğer altı ekonomik sisteme üstünlüğünü bilimsel metotlarla ortaya koydum.
Bu özgün görüşlerin milletime rehber olacağına inanıyorum.
- Dr. Tahir Tamer Kumkale
Stok Kodu
9789944326711
Boyut
135-195
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
2007-06
Kapak Türü
Karton Kapak
Kağıt Türü
3. Hamur
Dili
Türkçe
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat